24/8/2007
ŞEHİT DUASI
herkesin hayalindeki hayallerimizdeki güzelliklerin bulunduğu yer
1- Şeriat Kapısı
2- Tarikat Kapısı
3- Marifet Kapısı
4- Hakikat Kapısı
Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.
Öğrencilerinden biri Mevlana’ya sormuş; “Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?”
“Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.”
Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana’nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Mevlana’ya dönmüş, olanları anlatmış.
Mevlana; “İşte sana istediğin örnekler….
- Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.
- İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. “Sana kötülük yapana bile iyilik yap”. onun için döndü, oturdu.
- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.
- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. onun için dönüp bakmadı bile…
İlahi bir aşk ver bana,
Kandalığım bilmeyim,
Kaybedeyüm ben beni,
İsteyiben bulmayım.
Al gider benden benliği,
Doldur içime şenliği,
Dirilikte öldür beni,
Varıp orda ölmeyim.
Sen sana ne sanırsan,
Ayruga da onu san,
Dört kitabın manası,
Budur eğer var ise.
Bülbül olup öteyim,
Dost bağında yatayım,
Gül oluben açayım,
Ayruk dahi solmayım.
Aşktır derdin dermanı,
Aşk yoluna koydum canı,
Karagözüm aydur bunu,
Bir dem aşksız olmayım,
Hacivatım aydur bunu,
Bir dem aşksız olmayım.
Sen sana ne sanırsan,
Ayruga da onu san,
Dört kitabın manası,
Budur eğer var ise.
Bir günde en fazla kaç fincan kahve içmeliyiz? Ne
Fazla fincan kahveye düşkünlük, rahatsızlık, huzursuzluk, uykusuzluk, heyecan, bulantı, kusma ve yüzde kızarıklık gibi semptomlara neden olabilir. Ciddi doz aşımının semptomları ise sayıklama ve nöbeti de içerir.
İnsan vücuduna etkilerinin yanında, kafein genel olarak merkezi sinir sistemini uyararak zihinsel beceriyi, ilgiyi ve alarm halinde olma durumunu artırmasıyla bilinir.
Ama fazlası öldürücü olabilir. Ve bu doz bireyin kilosu, hassasiyetine bağlı olarak değişse de ortalama oran, bir birey için yarım litre kana 90 mg civarı olarak belirlenmiştir.
Aşırı doz aşımı sebebiyle gerçekleşen ölüm, karıncığın aşırı çarpıntısıyla- kalp damarlarının koordine olmayan tezatlığı ile kan pompalanmasının durması olayı - alakalı olabilir.
Ayrıca insanlar kahveye bağımlı hale de gelebilirler. Caffeinism adı verilen bu durumun her gün 600 mg ve 750 mg arası yüksek bir kafein alımı gerçekleştirdiğinizde olabileceği söylenmektedir. Bu da kabaca 10 fincan hazır kahve demek.
Ama kahvenin bulunmuş sağlık yararları yadsınamaz. Her gün bir ila üç fincan arası içilen kahve karaciğer riskini azaltmakta ve Alzheimer’s başlangıcından da korumaktadır.
Yine de kahvenin en şöhretli etkisinin 'ayılma’ içeceği olduğu bu yılın başlarında bir parça yalanlandı. Araştırma sonuçları, kahve içenlerin uyanık olma durumlarının içmeyenlerle hemen hemen aynı olduğu yönündeydi.
Mi'rac gecesi, Resûl-i Ekrem Efendimiz'in gökleri aşıp Sidretü'l-müntehâ'ya ulaştığı kudsi gecedir. Böyle mukaddes gecenin ihyâsı şüphesiz ki diğerleri gibi kaza ve nafile namazlar kılıp duâlar etmekle, günahlarına tevbe, istiğfarda bulunup İslami hayatta sebat dilemekle olur.
İbrahim Aleyhiselam'ın tavsiye ettiği bir duâ da bu gecenin özel duâsı sayılır.
Resûl'ü Ekrem Efendimiz Mi'rac gecesinde İbrahim Aleyhisselâm'ı görmüş, sohbet sırasında ondan şu sözleri dinlemişti:
-Ya Resûlâllah, cennet'in ağaçları,
"Sübhanallahi velhamdülillâhi, ve lâ ilâhe illâllahü vallahü ekber. Velâ havle, velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azim."
Yani: " Kim Mi'rac Gecesinde bu kelimeleri çok söyler, bu duâyı çok okursa, o kadar çok Cennet ağacı dikmiş olur, cennet meyvesi yiyebilir.